LAÇİNER ÇTSO’NUN KONUĞU OLDU
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) tarafından düzenlenen sohbet toplantısına Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner de katıldı.
ÇTSO yönetimi, kentin ekonomik, kültürel, sosyal gelişimine katkı vermek üzere görüş ve önerilerin paylaşıldığı, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı toplantı düzenledi. Toplantıya ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner de onur konuğu olarak katıldı. ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin, açılış konuşmasında, “ÇTSO 5 bin üyesi ile sanayi, ticaret ve üretim ve istihdam da Çanakkale ekonomisinin doğrudan en büyük kurumudur. Bugün kentimiz ekonomisine yaratılan artı değer ve refahın temelini ÇTSO üyeleri oluşturmaktadır” dedi.
Toplantıda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri sırayla söz alarak değişik konularda görüşlerini dile getirdi.Laçiner konuşmasında şunları söyledi: “Çanakkale’ye bakış açımız konusunda göreve başladığımda farklı düşünüyordum. Bugün 180 derece o değişmiştir. Bunu ilk kez açıklıyorum. Benim bakış açım şuydu. Çanakkale gibi nüfus sorunu yaşayan, ölçek sorunu yaşayan iller için üniversite çok ciddi bir kalkınma aracı olabilirdi. Üniversiteler kenti olmaya en uygun il olarak da Çanakkale’yi gördüğümü belirtmiştim. Gökçeada’ya, Gelibolu’ya, Biga’ya ve merkeze birer üniversite ile bunun başarılabileceğini belirtmiştim. 2015 Çanakkale Şavaşları’nın 100’üncü yılının çok büyük bir şans olduğunu seslendirmiştim. Bu doğrultuda üniversite olarak bana düşün bir görev olursa da aşk ve şevk ile de bunu yapmaya hazır olduğumuzu, atom karınca enerjisi hissederek paylaşmıştım kamuoyu ile. Bir şeye ihtiyaç yok ise varmış gibi yapmak doğru değil. Çok güzel bir şey vad etseniz bile doğru değil. Yani arıya düşen bal yapmaktır. Ona ihtiyaç duyana düşen gidip o balı arının bal yaptığı yerden almaktır. Üniversiteye düşen de eğitim ve bilim yapmaktır. Kentlere düşen ise eğer bir ihtiyaç var ise gidip onu oradan almaktır. İhtiyaç yok ise de üniversiteye düşen hiç bir şey olmaz. Üniversitenin görevi bende şu var gel al demek değildir. Üniversiteler yerel kurumlar değildir. Tabi ki yerele katkı vermeleri gerekir. Ama üniversiteler ulusal ve uluslar arası kurumlardır. Gündemleri de genel de farklıdır. Bizler hocalar olarak yeterince meşgulüz. Bilim yapmak, makale yazmak zorundayız. Eğitim vermek zorundasınız. Batılı örneklerden bahsedecek olursak daha çok gayret üniversite dışı aktörlere düşer. Üniversiteye de bunu temin etmeye çalışırlar. O yüzden bunu harekete geçirmek istediğimiz de bazı arkadaşlar dilenci üniversite haline mi geliyor bu ÇOMÜ fakal diye yorum yapanlar da oldu. Ama bunlara gerek yok. Harward Üniversitesine baktığınız zaman yüzde 50’den fazlası ‘dilencilikle’ gelen kaynaklardır. Bağışlar, miraslardan gelen paylar, üniversite mezunlarından gelen paylar, yerel idareden gelen kaynaklar. Peki bu nedir. Üniversiteye verilen bu kaynaklar ve yardımlar hayır mıdır. Hayır değildir. Üniversite toplumun ortak değeridir. Sanayi ona ihtiyaç duyduğu için gider ona bir makine alır. Oradan çıkan ürünü kendisi kullanır. Sivil toplumun malıdır. Bizde üniversite konusunda bir yanılğı var. Üniversiteler devletin kurumudur. Askeriye gibi devlet kurar, geliştirir, devlet bakarsa bakar. Hayır öyle değil. Eğitim sivil bir iştir. Medeni bir iştir. Toplum üniversiteyi sahiplenirse üniversitenin topluma faydası çok yüksek derecelerde olur. Toplum sahiplenmezse sahiplenen başkalarının olur üniversiyi.”